Memleketteyim bir haftadır, aradım taradım, bakılmadık köşe bucak bırakmadım ama yoklar... dedim ya sanırım bizim evden çıkmış o kitaplar, kuzenlerin evine doğru.
Ama "internet var artık hayatımızda" dedim, bir umut. Yine de bulduklarım, benim hayatımda kocaman bir yer edinen bu kitaplara dair ufacık bilgilerdi. Üzücü birşey, Kemalettin Tuğcu'ların Ömer Seyfettin'lerin sarmalındaki bir kuşağa, bu sarmalı koparmakla birlikte sınır tanımayan, ileri bilinçler açan bu cesur denemelerin bu kadar az bilinir, anımsanır olunuşu ve hatta yeni kuşaklara aktarılmayışı cidden çok üzücü.
İşte o ufacık izlerle başladı iki günlük yolculuğum, önce kapak fotoğraflarına baktım, başka yayınevlerinden baskıları da olmuş bazılarının, ama benim kitaplarım onlar değildi. Sonra da kitap hakkındaki bir iki kısa yazıyı okudum. Ardından geçmişi anımsamaya çalıştım, genelde annannemin evindeydim bunları okurken, okuldan çıkmışım, annem işten gelene kadar kardeş ile annannemdeyiz. O koca somyaya oturan ve sürekli okuyan ufacık Ebru... Peki kitaplar ne anlatıyordu, işte bu içerikleri eksiksiz hatırlamak imkansız ama kendimi o öykülerdeki bir karakter yerine koyup uzun uzun kurduğum hayalleri kabaca hatırlamaktayım.
Yolculuğum devam etmekte, her hatıra ve bilgisine ulaşılan kitap yeni bir uğrak benim için. Azıcık mola verip ikisini buraya da aktarmak istedim. Birisi sanırım bilimkurgu sevdamı başlatan kitap, Talip Apaydın'dan, "Biz Varız" diyen bir uzay yolculuğu... Diğeri ise bana kendi ses rengimi sorgulattıran "Benim sesim ne renk?", hem de yazarı Reha Erdem... Bakalım bu kitaplar size de tanıdık gelecek mi?



